MENU
TARİHİ
Ana Sayfa | Eğil

1-Tarih öncesi Çağlarda “Eğil”
 Diyarbakır ve çevresinde, Dolaysıyla Eğil ve çevresinde Orta Paleolitik Çağ’da (M.Ö.20.000-15.000) açık hava yerleşmelerinin olduğu 1946 yılında bu bölgede yapılan kazılardan anlaşılmaktadır. Daha sonraki bazı dönemlerde insanların daha çok mağaralarda kaldıkları ve birçok aletler kullandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca bu çağlarda toplayıcılık ve avcılığın yegane geçim kaynağı olduğu da bilinmektedir. Eğil ve çevresinde sayıları binlerle ifade edilebilinecek çoğunlukta doğal ve yapay mağara vardır.Bir çoğu Orta taş çağı’ndan kalma bu mağaraların bir kısmı barınak olarak,bir kısmı da anıt mezar olarak kullanılmıştır.Ancak bu konuda yeterince araştırmalar yapılmadığı için konu hakkında kesin ifadeler kullanmaktan kaçınmak gerekir.   
 
2-Asur-Urartu Döneminde “Eğil”
Kendisi de aslen Eğilli olan merhum Av.Şevket Beysanoğlu iki ciltlik “Diyarbakır Tarihi” adlı eserinde: Eğil’i de içine alacak şekilde Diyarbakır’ın  kuzey bölgesinin Sophene([2])adı ile anıldığını ve bunun dağlı bir kavim olan Subarru’ar  zamanında başlı başına coğrafi-etnik ve kültürel bir anlam ifade ettiğini yazmaktadır.Yrd.Doç.Dr.M.Cengiz Yıldız “Bir inanç merkezi olarak Eğil” adlı doktora tezinde yazılı kaynaklara dayanarak;bu bölgenin Urartular tarafından Şupa veya Şupani olarak adlandırıldığını merkezinin Eğil olduğunu sınırlarının Tunceli’nin güneyinden başlayarak Diyarbakır’a kadar  olan bölgeyi kapsadığını aktarmaktadır.Bölgenin daha önceki adının İşşuva olduğunu söylemektedir.
Eğil’in M.Ö.3500-1260 yılları arasında Subaru’ların, Hurriler’in, Mitanniler’in egemenliğinde kaldığı tahmin edilmektedir. M.Ö.1260-606 yılları arasında Asurlular’ın ve Urartular’ın egemenliğinde kaldığı tarihi vesikalarla sabittir.Sovet tarihçi P.C. Toumannof’a  göre M.Ö.6 Yüzyıla ait Süryanice bir kaynakta “Angl-Eğil”kalesi ve kenti Asurlu Senahrip (Sin-ahhe-eriba,Sanherib M.Ö.704-681)’in kenti olarak bilindiğini aktarır.Ve kentte bulunan Asur Krallarından birine ait yazıttın(Tevratta adı iyi bilinen ve M.Ö.689 yılında Babil’i yakıp yıkan Senharip)Senharip’e atf edildiğini söylemektedir.Toumanoff’a göre Angl prensliğinin Asuri olarak tanınmasında Asur Ülkesi sınırlarına yakınlığı ve bölgede bir Asur yazıtının bulunmuş olmasından kaynaklanmaktadır.”Angl” bölgesi ile Senharip Bölgesinin orjin olarak bir ve aynı yer olması gerekir.
Eğil kalesindeki Kral stelinden  ve çivi yazılı kitabeden de Eğil’in bir dönem Asur’luların egemenliğinde kaldığı  anlaşılmaktadır. Nitekim kale duvarına kazılı stel ve kitabenin Asur krallarına ait olduğu tarihçiler tarafından tartışmasız bir şekilde kabul edilmektedir.
 Asurluların “Med”ler tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Eğil bölgesi Medlerin sonraları Perslerin egemenliğine geçmiştir. Ancak bu konuda elimizde yeterli yazılı kaynak ve kalıntı bulunmamaktadır.
 
3-Romalılar-Partlar döneminde “Eğil”
Eğil’in hangi tarihlerde Romalıların eline geçtiğine dair elimizde yeterince kaynak bulunmamaktadır. Eğil ve çevresinde henüz arkeolojik kazıların yapılmamış olması nedeniyle bu konuda yeterince gün yüzüne çıkmış buluntu bulunmamaktadır. Ancak Eğil’in Hacıyan mezrasındaki Latin(Roma) yazılı kitabesi olan bir kilisenin olması, Roma egemenliğini simgeleyen tipik Aslan ve Doğan başlı stunların bir zamanlar Eğil ilçe merkezinde “Kalakıj”adlı mevkide kale kalıntıları ile beraber bulunması, İlçe merkezinin kuzeyinde yer alan sarp ve dik kayanın “Lewe-Keyseri-Kayser Kayası”olarak anılması bölgenin bir zamanlar Roma egemenliğinde kaldığını göstermektedir.
Bölgenin M.Ö.I.yüzyıldan M.S.4.yüzyıla kadar Önceleri Romalılar ile İranlı Partlar arasında sonraları Bizanslar ile İranlı Sasan’lar arasında egemenlik savaşına sahne olduğunu ve sürekli  olarak el değiştirdiğini tarih kitapları yazmaktadır.Bu sebeple Eğil’in bir süre İranlı Partların egemenliğinde kaldığı anlaşılmaktadır.   
 
4-Büyük Ermeni Krallığı döneminde “Eğil”
M.S.I.yüzyılda Eğil bölgesini de içine alacak şekilde Bu günkü Doğu Anadolu ve Kısmen Güneydoğu Anadolu bölgesinde  büyük Ermeni krallığının kurulduğunu Ermeni,Roma-Bizans,Süryani Tarihleri kayıt etmektedir.Büyük Ermeni  krallığının sonraki yıllarda zayıflayarak zaman,zaman Romalıların zaman,zaman da Perslerin-Sasanların egemenliğine girdiğini  yine aynı kaynaklar belirtmektedir.Eğilli tarihçi Yuşea “Amid ve Edessa’nın Felaket Çağı”adlı eserinde:Roma imparatoru Joviyanus döneminde bölgenin Ermeni Kralı II.Arşak(M.S:350-369)’ın egemenliğine girdiğini,II.Arşak’ın Sasanların egemenliğini ret etmesi ve bunun Romalılar tarafından desteklenmesi üzerine Sasan hükümdarı II.Şapur(I.Kawad)’un ordusu ile Harput ve Eğil Bölgelerini tahrip ederek 40.000 aileyi esir aldığını,Eğil kalesini ele geçirerek buruda bulunan Ermeni ve eski Sup Krallarına ait mezarları açtırarak hazinelerini ele geçirdiğini,mezarları tahrip ettiğini yazmaktadır.Ermenilerin direnişinin fazlaca sürmediğini ve M.S.391 yılında bölgenin İranlı Sasanların kesin egemenliğini kabul ettiğini yazmaktadır.     
                          
5-Bizanslar-Sasanlar döneminde Eğil.
Süryani Tarihçileri(Papaz-vakaniüsleri) bölgenin ve dolaysıyla Eğil’in 395 yılında Romalıların-Bizanslıların egemenliğine girdiğini ve bu egemenliğin 639 yılına kadar(Müslüman Arapların bölgede görünmelerine kadar ) sürdüğünü yazmaktadır.
 
6-Abbasiler Döneminde “Eğil”
Eğil Halife Hz.Ömer döneminde Müslüman Araplar tarafından feth edilmiştir. Halife Ömer bölgeyi feth etmek üzere İyaz bin Ganm’ı görevlendirmiştir. İyaz emrindeki kuvvetlerle beş aylık zorlu bir kuşatmadan sonra Diyarbakır’ı almıştır. Arap Tarihçi Vakidi’ye göre Diyarbakır’ın Müslüman Arapların eline geçmesinden sonra  Eğil, İyaz bin Ganm’ın görevlendirdiği Numan bin.Ma’rife tarafından M.S.639 yılında feth edilmiştir.İslam orduları bölgeyi feth ettiğinde bölgenin tamamı Hıristiyan Bizans,Ermeni,Asuri-Süryaniler  ile Zerdüşt(Ateşprest) İranlılarla meskundu.
Tarihler Bölgenin 639 dan 908 yılına kadar Müslüman Arapların(Abbasilerin) egemenliğinde kaldığını ve 803 yılında Abbasilere karşı bölge halkının çıkardığı bir ayaklanmanın kanlı bir şekilde bastırılmasından sonra 908 yılında Eğil kalesinin tekrardan Bizansların egemenliğine girdiğini yazmaktadır.  

7- Mirdasi(Mırdısi) Beyliği Döneminde “Eğil” 
Tarih-i Meyyafarkin adlı eserin yazarı İbnül Erzak’a göre Kürt Orjinli aşiretlerin bölgede görünmesi; Diyarbakır’ın kuzey ve Kuzeydoğusundaki dağları takip ederek Hazzo([3]),Tercil([4])Ayıntak(Entak)bölgesinden daha batıya bu günkü Adıyaman ilinin Kuzeyindeki dağlara, Gerger’e kadar yayılması M.S.9.yüzyıl başlarına rastlamaktadır. Bundan hareketle Eğil bölgesinin M.S.9.yüzyıldan itibaren Kürt Orjinli Aşiretlerce Yurt edinildiği söylenebilir. Kürt Mirdasi(bazı kaynaklarda Mirdisi olarak ta anılmaktadır) aşiretinin bugünkü Irak’taki  Xanakin-Süleymaniye civarından gelip Hakkari’ye oradan da Eğil civarına gelip yerleşmesi bu tarihlere rastlamaktadır.
Kürt tarihi Şerefname’ye göre Eğil Mirdasi Beyliğinin kurucusu Pir Mansur adlı şahıstır.Bu şahıs M.S.950 yılında Hakkari’den Eğil bölgesine gelmiş ve Eğil’e bağlı “Deran(Bugünkü Dicle ilçesi Kocalan köyü)köyüne yerleşmiştir.Bölgeyi aşireti ile birlikte yurt edinmiştir.Pir Mansur’un M.S.1021 yılında vefatından sonra yerine oğlu Pir Musa geçmiştir.Pir Musa’nın ölümünden sonra da yerine oğlu Pir Bedir Geçmiştir.Pir Bedir Kardeşi Mirdas bey ile birlikte M.S.1030 yılında Eğil kalesine  saldırarak kaleyi Hıristiyan Ermeni-Süryanilerden feth ederek Eğil’e taşınmış ve Eğil Mirdasi Beyliğini kurmuştur.  
 Pir Bedir’in hükümdarlığı döneminde bölge, Büyük Selçukluların akınına uğramıştır.Selçuklu komutanı Artuk beyin Eğil’i kuşatması üzerine Pir Bedir yenilgiye uğramış ve kaçarak  o tarihlerde Silvan(Meyyafarkin)da egemen olan ve bu bölgeyi yöneten Mervani Kürt beylerine sığınmıştır.Artuk’un Silvan’a saldırması üzerine de şehri savunan Mervan beyi ile birlikte Selçuklulara karşı çarpışarak M.S.1089 yılında   ölmüştür.Bir rivayete göre:Silvan’ın Selçukluların eline geçmesinden sonra Pir Bedir’in karısı Silvan’daki Selçuklu Yöneticilerin sarayına alınmıştır.Pir Bedir’in soyundan erkek kalmamıştır.Geriye Pir Bedir’in hamile karısı kalmıştır.Selçuklular kendi adlarına Eğil’i yönetmek üzere bey soyundan erkek  kimseyi bulamadıkları için mecburen  Pir Bedir’in hamile olan karısının doğurmasını beklemişlerdir.Pir Bedir’in hamile karısı doğurunca ve doğan çocuk ta erkek olunca Selçuklu bir Türk olan Silvan beyine hizmetçileri Türkçe“….Bulduk bulduk..”..Kimi buldunuz ?””..Eğil’i yönetecek emiri  bulduk..”şeklinde müjde vermişlerdir.Bunun üzerine Pir Bedir’in doğan bu çocuğuna Selçuklu yöneticileri tarafından “Bulduk” adı verilmiştir.Ve Bulduk Eğil’e Eğil’i Selçuklular adına yönetmek üzere Emir(bey) olarak tayin edilmiştir.Buna atfen de Emir Bulduk’tan sonra doğan Eğil beylerine “Buldukani” beyleri denmiştir.Emir Bulduk’un ölümünden sonra yerine oğlu  İbrahim bey geçmiş,onunda ölümünden sonra yerine oğlu Muhammed bey Mirdasi aşiretinin reisi ve Eğil’in hükümdarı olmuştur.Muhammed beyin ölümünden sonra da yerine çocukları geçmiştir.Ve Çocukları Eğil beyliğini kendi aralarında paylaşmışlardır.Emir Muhammed’in oğlu Emir İsa Eğil merkezde kalarak Eğil’i yönetmiştir.Emir Muhammed’in oğlu Emir Timurtaş Bağın Kalesi ile Palu çevresini,Emir Muhammed oğlu Emir  Hüseyin’de Berdenç Kalesi,Çermik-Çüngüş yöresini yönetmeye başlamıştır.
 Bu dönemde Nisan oğullarından İzzüddevle Ebu Nasr’ın kısa dönem yönetimi hariç (M.S.1157-1169  tarihleri arası)Eğil,Eğil beyleri soyundan gelen emirler  tarafından adeta bağımsız bir devlet imiş gibi yönetilmiştir.Bu durum 1400’lü yıllarda bölgede Akkoyunlu Türkmen aşiretlerinin görülmesine  kadar sürmüştür.   
 
 8-Akkoyunlular Döneminde “Eğil”
Bölgeye Akkoyunlu Türkmen aşiretlerinin gelip yerleşmesi ile birlikte  Akkoyunlularla Eğil beylerinin ilişkileri başlamıştır.Akkoyunluların büyük hükümdarı Uzun Hasan’ın Diyarbakır’ı ele geçirip Akkoyunlu devletini kurmasından sonra  Eğil beyliği ile ilişkilerini geliştirmiştir.Uzun Hasan Eğil Beyleri ile  çatışmayı göze alamadığı için 1441 yılında Eğil beyi Devletşah beyin kızı ile evlenmiştir.Böylece akrabalık yolu ile Eğil beyliği-Akkoyunlu ittifakı kurulmuştur.Eğil Beyliği ile Akkoyunlular arasında zaman,zaman çatışmalar meydana gelmiş ise Akkoyunlular hiçbir zaman Eğil’e girememişlerdir.Ve Eğil Hükümdarları ile doğrudan çatışmayı göze alamamışlardır.Genellikle dostane yaşamayı tercih etmişlerdir.Hatta Eğil beylerinden  Devlet Şah beyin torunu Kasım Bey adlı Eğil beyi Akkoyunlu Uzun Hasan’ın çocuklarının Eğitimini üstlenip çocuklarını yetiştirmiştir.Bilge ve iyiliksever olan bu Eğil beyine bu nedenle“Lala Kasım”bey denilmiştir.

9-Osmanlılar Döneminde “Eğil”
Akkoyunlu devletinin İranlı Safaviler devleti tarafından ortadan kaldırılmasından sonra Eğil İranlı Safaviler’in baskısına maruz kalmıştır.İranlı Safavi Hükümdarı Şah İsmail Diyarbakır ve  civarını feth etmek üzere komutanı Muhammed Ustaçlu’yu büyük bir ordu ile bölgeye göndermiştir.Muhammed Ustaçlu  Diyarbakır’ı kuşatarak 1508 yılında almıştır.Muhammed aynı yıl büyük bir ordu ile Eğil üzerine yürümüş ve Eğil’i zapt etmiştir.Eğil’i  yönetmek üzere de Şii Mansur Bey adlı bir şahsı  bey tayin etmiştir.Bunun üzerine Eğil beyi Lala Kasım bey Osmanlılara sığınmıştır.
Lala Kasım bey İdris-i Bitlisi’nin bölgede Osmanlılarla kurduğu ilişki sonucu İdris-i Bitlisi’nin telkini  ve aracılığıyla Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim ile birlikte Safaviler’e karşı savaşmak üzere Çaldıran savaşına katılmıştır.1514 yılında Safaviler’in Osmanlılara karşı yenilmesinden sonra da Yavuz Sultan Selim’in yardımıyla Eğil’i tekrardan Şii Mansur Bey’den geri almıştır. Böylece Eğil 7 yıl aradan sonra tekrardan Lala Kasım beyin ve soyunun yönetimine geçmiştir.
İdris-i Bitlisi vasıtasıyla Osmanlı Sultanı Yavuz  Sultan Selim ile Kürt beyleri arasında yapılan egemenlik paylaşımı anlaşması sonucu Eğil beyliği; yönetimi babadan oğla geçen bir beylik haline getirilmiştir.Bu anlaşmaya göre  Osmanlı merkezi yönetimi Eğil beylerinin Eğil’i yönetme işlerine karışmayacaktır.Eğil beyinin ölümü ile beyliğin yönetimi beyin erkek çocuklarına geçecektir.Osmanlı Padişahları beyin yerine geçen yeni çocuğunun egemenliğini tanımanın işareti olarak yeni beye bir kürk ve Ferman gönderecektir.Osmanlı Toprak-askeri Örgütlenme sistemi olan “Tımar “sistemi Eğil beyliğinin topraklarına teşkil ettirilmeyecektir.Eğil beyliğinden Asker alınmayacaktır.Buna karşılık Osmanlı sultanlarının Doğuya(İran ve Irak’a) yaptığı fetih seferlerinde Eğil beyi aşiret askerleri ile birlikte savaşmak üzere Osmanlı padişahlarının yanında yer alacaktır.
Eğil Beyliğinin bu yarı bağımsız statüsü M.S.19.yüzyıl başlarına kadar böyle sürmüştür. Osmanlı Devletinin batıda Balkanlarda toprak kayıp etmesi ve artık yeniçeri askeri devşirme imkanı bulamaması, Tımar sisteminin bozulması nedeniyle M.S.1800 lü yılların başından itibaren tüm Anadolu’da olduğu gibi Eğil Beyliğinin topraklarında da asker almaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak ta Eğil beylerine Osmanlı ordusuna asker vermeme ve Osmanlı Askeri sistemine dahil olmama ayrıcalığı(Statüsü) sona ermiştir.
Keza aynı sebep ve Saiklerle Osmanlı devleti tarafından 1864 yılında çıkarılan “Vilayet Nizammanesi” kanunu ile Eğil beylerine tanınan idari-yönetim alanındaki ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Tüm bölgede olduğu gibi Eğil beyliğinin egemenlik alanı da Sancak,Bucak,köy gibi idari taksimatlara ayrılmıştır.M.S.18.yüzyıl başlarında Eğil beyliğinin topraklarında Erganimadeni’nde (Bu günkü Elazığ ili Maden ilçesi) bakırın bulunup işletilmesi ve bunun sonucu olarak bu yerleşim biriminin önem kazanması nedeniyle 1883 yılında Erganimadeni Diyarbakır iline bağlı Sancak haline getirilmiş ve Eğil bucak haline getirilerek bu sancağa bağlanmıştır.Bu durum Cumhuriyet tarihine kadar böyle devam etmiştir.                                  
Eğil, daha sonraları Diyarbakır’ın merkez nahiyelerinden biri olmuştur. 4 Ocak 1936 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan, 3197 sayılı kanunla Diyarbakır iline bağlı bir ilçe haline getirilmiştir. Ancak, 1939 yılında ilçe teşkilatı Eğil’den şimdiki Diyarbakır’ın Dicle ilçesine nakl edilmiştir. O zamana kadar Eğil’e bağlı bir köy olan Dicle ilçe yapılmıştır.İlçe olan Eğil’de bucak yapılmıştır.Ve Dicle’ye bağlanmıştır.Dicle’nin adı Eğil ilçesi olmuştur.Eğil’in adı da Dicle Bucağı olmuştur. 11 yıl süren bu uygulamadan sonra, 18 Aralık 1951 günlü Resmi Gazete’de yayınlanan 5851 sayılı kanunla, Diyarbakır iline bağlı Eğil ilçesinin adı “Dicle” ve bu ilçeye bağlı Dicle bucağının adı da “Eğil” olarak değiştirilmek suretiyle bu karışık durum düzeltilmiştir. 1957’de Eğil bucağı, Dicle’den ayrılarak Diyarbakır merkez ilçesine bağlanmıştır. 4 Temmuz 1987 tarih ve 3392 sayılı kanun ile de Eğil, Diyarbakır’a bağlı bir  ilçe olmuştur.

ANTİK BİR KENT  (Açık Hava Müzesi) 
Hazırlayanlar:
Av. Neymetullah GÜNDÜZ
G.Seyyit CENGİZ