MENU
TARİHİ ESERLER
Ana Sayfa | Eğil

1-Eğil Kalesi.
Eğil’in Konak-Selman köyündeki ve Eğil Kalesinin güneyindeki vadideS daha eski çağlardaki yaşam alanlarını saymazsak Eğil’deki ilk yerleşim alanının Eğil kalesi olduğu söylenebilir.Ve Kalenin batısındaki Asur krallarından IV.Tiglatpileser’e ya da III.Salmanassar’a ait olduğu tahmin edilen kayaya oyulmuş  Stel ve çivi yazılı kitabeden benzeri anıt ve mezarlardan  kalenin Asurlular tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.Ayrıca birçok,Asur,Hitit,Mısır yazılı kaynakları da kalenin Asurlular tarafından yapıldığını teyit etmektedir.
 
Kale Dicle Nehri kıyısında, dik, yüksek, kayalık bir dağ üzerinde inşa edilmiştir. Doğusunda heybetli, eski, çift duvarlı bir kalenin kalıntıları vardır. Kale kayalardan oyulmuş 177 basamaktan oluşan gizli merdivenle Dicle Nehri’ne bağlanır. Ayrıca şu anda içi molozlarla dolmuş biri güney kesiminden tarihi hamama, diğeri kuzey kesiminden Dicle Nehri’ne inen iki tünel daha mevcuttur.Kale etrafı iç içe geçmiş  iki sur ile çevrilidir.İç sur halen ayaktadır.Dışı Çevreleyen surun bir kısmı kolaylıkla izlenebilmektedir.1948 yılında Kalenin ana gövdesinden kopan bir kaya parçası,kalenin kuzey yönündeki-Dicle Nehrine bakan yamaçtaki-suru yıkmış ve Dicle Nehrinin yatağına sürüklemiştir.
 
Kalenin üzerinde kurulduğu dağın batı  ucunda,asıl kale bölümü-Harem olarak adlandırılan bölümü- bulunur.Bu kısım tam anlamıyla korumayı sağlamak üzere ,ana dağdan kayalar kesilmek suretiyle ayrılmıştır .Kayanın bir bölümü göze batacak şekilde caddeye doğru uzanır.Kayanın ön kısmında uzun çivi yazısı ile birlikte  mihrap üzerinde bir Asur kralının nerdeyse silinmiş steli bulunur.Yazı tamamıyla okunmamakla birlikte takip edilebilmektedir.
 
Stelde Asur hükümdarlarının hep bilinen bütün kök çizgileri toparlanmıştır. Boyundan asılı sol el, sapına konulmuş,belden dışarı az çıkan ve böylelikle yarı beli çizer gibi dümdüz tutulmuş bir kılıç,uzun başlık,büyük bir sakal,sonra o hep oyalı gibi duran giyim ,Önünde bir kitabe,yüz doğuya dönük,sağ elinde ikizli bir balta bulunmaktadır.Stel ve kitabesinin bu güne kadar okunmaması sebebiyle Stelin kim ve hangi ?Asur kralına ait olduğu tam olarak tespit edilememiştir.Bu konuda çeşitli görüşler vardır.
Lehman-Haupt’a göre Eğil kalesi “Kaldik”yapı stilinin belirgin özelliklerini taşımaktadır. Suyla bağlantıyı sağlayan tünel ve oyuk,yapıyı güvenlik nedeniyle” ana dağdan ayırmak”buna örnek olarak gösterilmiştir.
 
Kale ya bir  Kalde kralı tarafından,yada bunlara komşu akraba bir halkın hükümdarı tarafından (ki muhtemelen bölgesindeki Supanı-Sophene hükümdarı)tarafından  yaptırılmıştır.
 
Stel üzerindeki çivi yazısı Kaledelilere mal edilebilinmekle birlikte , Fakat bir kral steli ile birlikte yazılmış hiçbir Kalde çivi yazısının bulunmaması Kral stelinin Asur Krallarından birine ait olma ihtimalini göstermektedir.Marquart,dikkati Taylor’daki Stele çekmekte  ve kral stelinin büyük ihtimalle Dicle’nin kaynağındaki(Lice Bırkleyn suyunun çıktığı yer) III.Salmanassar stelinin aynısı olduğunu yazmaktadır.
 
Fakat bu stelin  Asur kralı IV.Tiglatpilser’e de ait olduğu düşünülebilir.Çünkü oda fethettiği bölgelerde böyle şeyler yaptırmıştır. Şimdilik daha detaylı incelemeler yapılıncaya kadar stelin Asur kralı III.Salmanassr’a ait olduğu güçlü ihtimal olarak kalacaktır.
 
2-Amini Kalesi.
Bu kale Eğil ilçe merkezine 4-5 Km.uzuklıkta Dicle nehrinin iki kolunun(Bırkleyn ve Akdağ’dan gelen kol ile Maden’den gelen kolun) birleştiği noktada yüksekçe bir kayanın üzerinde inşa edilmiş bir kaledir.Kalenin üç tarafı yüksek ve aşılması güç kayadır.Bir tarafından bir tek giriş kapısı vardır.Kaleden Dicle nehrine inen bir yolu vardır.Bazı Asur-Süryani kaynaklarında Yamani kalesi,Zişat kalesi olarak anılan kalenin bu kale olduğu söylenmektedir.Eğilli tarihçi Yuşea M.S.502 yılında bu kalenin İran Hükümdarı II.Şapur tarafından alınıp ahalisinin kılıçtan geçirildiğini kalenin yıktırıldığını ve bir daha insanla meskun olmadığını yazmaktadır.
                           
3-Selman Kalesi(Cibeb Kalesi)
Kalenin kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı kesin olarak belli değildir.Kale Eğil’in Güneyinde Eğil ilçe merkezinden 10 KM.uzaklıkta Dicle Nehrinin kenarında Nehre hakim bir tepede kurulmuştur. Şevket Beysanoğlu Kalenin İranlılar   tarafından yapıldığının muhtemel olduğunu yazmaktadır.Ancak kale,yapı  stili bakımından Eğil kalesi ile benzerlikler göstermektedir.Kalenin bir tarafı ana dağdan kayalar kesilmek suretiyle ayrılmıştır.Kale civarındaki  insan eli ile kazılmış yüzlerce mağara kalenin ve çevresindeki yerleşimlerin daha eski tarih öncesi çağlara dayandığını göstermektedir.Asur-Süryani Kaynaklarında “Cebabira” kalesi olarak geçen kalenin de bu kale olması gerekir.Halk arasında bu kale Cıbeb kalesi olarak adlandırılmaktadır.
 
4-Baykuş Kalesi.
Eğil kalesinin takriben 1500 Metre güneyinde Dicle nehrinin kenarında yüksekçe bir tepe üzerinde bulunan bir kaledir.Halk Arasında “Kela Kundi” olarak bilinmektedir.Kale üzerindeki yıkık binaların temeli seçilebilmektedir.Kalenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığına dair elimizde kaynak bulunmamaktadır.
 
5-Kerrebiri  Kalesi.
Eğil kalesinin kuzeyinde 5 Km.uzaklıkta Dicle Nehrine hakim, yüksekçe bir kayanın üzerinde ağırlığı tonlarla ölçülebilen harçsız taşlardan yapılmış bir kaledir. Kalenin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığına dair elimizde bilgi yoktur. Ancak halk arasında kale ve yakınındaki iki su kuyusunun Acemler(İranlılar) tarafından yapıldığına dair bir inanç vardır.
 
6-Konak Harabeleri.
ğil’in 10 Km.Güneyinde Konak köyünde bulunan harabelerdir. Bu köy ve civarında kireç taşı oyulmak suretiyle yapılmış ve tarih öncesi çağlara ait ondan fazla mağara ve açık yerleşim alanı vardır.  
                             
7-Köşk-Kuçek harabeleri.
Eğil ilçe merkezinde Kalenin tam batısında Diyar-ê Köşk olarak anılan bir tepe ile bu tepenin devamında batıdaki Diyarbakır-Erzurum Kervan yolunun üzerindeki  “Kuçek” olarak anılan su kuyusu ve Han’a kadar devam eden ve takriben 5 bin dönümlük bir alana yayılan eski bir şehre ait harabeler vardır. Bu harabelerin üstü zamanla toprakla dolmuştur. Toprakla dolan bu alanlar Eğililer tarafından üzüm bağı haline getirilmiştir. Çoğu kimse harabelerin farkında bile değildir. Ancak bağların sürümü esnasında bolca çanak çömlek parçaları çıkmakta, eski şehir harabelerindeki binaların temelleri çıkmaktadır. Şehrin kim tarafından ve ne zaman kurulduğu? Ne zaman terk edildiği? Bilinmemektedir. Halk arasında şehrin bir depremle yok olduğu inancı vardır.Diyar-ê Köşk olarak bilinen tepede de eski bir şato veya köşk olması muhtemel bir binanın izleri vardır.Harabelere ait su kaynağı takriben 50-60 yıl önce kazılmak suretiyle gün yüzüne çıkarılmıştır.Halk arasında “İni Ekoy” “Eko’nun Çeşmesi “ olarak bilinmektedir.
 
8-Mınar Harabeleri.
Eğil ilçe merkezinin takriben 5-6 Km. batısında aynı adla anılan köyün bulunduğu alanda eski bir yerleşim yerinin kalıntıları vardır. Bu yerleşim yerinin kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı? Ne zaman terk edildiğine dair elimizde yeterince kanıt yoktur.
                           
9-Kral Mezarları.
Eğil Kalesinden sonra Eğil’de bulunan en ihtişamlı anıtlardır. Mezarlar Kalenin Dicle Nehrine inen Kuzeydoğu ucundadır. Kayalar oyularak yapılmıştır.Altı Küp,üstü küp üzerine oturtulmuş bir silindir ve silindirin ucuna yerleştirilmiş bir koni şeklinde yapılmıştır.Mezarların içi boş odalar şeklindedir.Bu mezarların  Asur ve Ermeni Sup krallarına ait mezarlar olduğu  tarihi kayıtlara geçmiştir.Eğil’i tarihçi Yuşea bu mezarların M.S.502 yılında İran Sasani Hükümdarı II.Şapur tarafından yağmalandığını yazmaktadır.[9] Mezarların üzerinde kazılmış bir insan figürü vardır. Mezarların tam karşısında Dicle Nehrinin diğer yakasında yine kayalara oyulmuş bir piramit mezar vardır. Bu mezarla ilgili olarak halk arasında Eğil’den Mısıra gelin gitmiş bir Eğil Kralının dul kalmış kızı ve kızın Mısır kralından olma çocuğunun anısına yapıldığı şeklinde bir inanç vardır.Bu Piramidin yanında yine bir insan figürü ve okunması mümkün olmayan çok silik bir kitabe vardır.

Kral mezarlarının sağından başlayıp Eğil Kalesini Nebi Harun tepesinden ayıran vadi boyunca kuzeye doğru çok sayıda insan eli ile kazılmış mağara vardır. Mağaraların mezar olarak mı ? Yoksa mesken olarak mı ? Kullanıldığı konusunda elimizde pek bilgi bulunmamaktadır. Ancak bunlardan en dikkate değer olanı halk arasında “Mağara Şakoy”olarak bilinen mağaraydır.Bu mağara  birkaç odası bulunan ve takriben  100-150 M2.alanı olan bir mağaraydır.Mağaradaki izler mağaranın bir zamanlar  bir ibadethane olarak kullanıldığı izlenimi vermektedir.Ne yazık ki bu vadi ve vadide bahs edilen bu mağaraların tamamına yakın kısmı Dicle Barajının su tutması ile  baraj gölü alanında,su altında kalmıştır.
 
 
10-Ziyaret Ali Kümbeti
Eğil Kalesi’nin karşısında ve Ali Tepesi’nin yamacında, Eğil beylerinden Gazanfer Bey’in mezarı vardır. Bunun az ilerisinde altı kenarlı dört kapılı bir türbe vardır. Türbenin, Ali adlı bir şahsa ait olduğu söylenir. Kapıların ikisi, kemerleriyle birlikte sağlamdır. Birisinin de yalnız kemersiz kısmı kalmıştır.Türbe Nebi Harun tepesine açılan karayolu yapımı esnasında ne yazık ki yıkılmıştır.
          
11-Nisanoğlu Türbesi
Eğil’in güneyinde Nebi Allak deresi olarak bilinen derenin kenarındadır. Etrafında Eğil dere mahallesinin eskiden beri kullandığı mezarlık vardır. Türbenin(Künbetin) duvarları kısmen ayaktadır. Eski Diyarbakır Valilerinden Basri Konyar, Diyarbakır Yıllığı adli eserinde türbenin, Nisan oğullarından İzdüddevle Nasr veya Esüdüddin’e ait olma ihtimali olduğunu söylemektedir. İçindeki mezar taşları yok olmuştur. Kitabesi okunmayacak durumdadır. Halk arasında türbenin kime ait olduğu bilinmediğinden Basri Konyar türbenin Nisan oğullarından birine ait olduğunu söylemektedir.
 
12-Taciyan Cami(Ulu Cami))
Eğil kalesinin Güneydoğusunda kalenin en dıştaki suru üzerinde bir yamaçta inşa edilen bir camidir. Halk arasında “Taciyan Cami  ya da Cami Taciya” olarak bilinmektedir. Gerek üzerinde yer aldığı arazinin elverişsiz durumu,gerekse yakın zamanlarda taşların sökülerek başka yapılarda kullanılması nedeni ile cami  büyük ölçüde harap olmuştur.Bugün kuzey ve güney cephelerinden birer parça duvar ayaktadır.Doğu ve batı kesimleri tamamen yıkılmıştır.Yağmur  sularının sürüklediği toprak ve yıkılan duvarların molozları ile caminin kuzeyindeki toprak seviyesi yükselmiş durumdadır.Kuzey cephesi,yaklaşık 3 m.yüksekliğe kadar kesme taşlarla kaplanmıştır.Duvarların üst kesimi moloz taşlarla örülmüştür.Güney cephesinin tamamı kırma taştandır.Mihrap nişi çıkıntısı ve pencere süğeleri kesme taştandır.
 
Doğu-batı yönünden uzanan dikdörtgen yapının kuzeydoğu ve kuzeybatı köşelerinde, duvarların kuzeye doğru devam ettikleri görülmektedir. Kuzeybatı köşesinde halen görülebilen ek yeri,bu duvarların sonradan yapıya  eklendiklerini kanıtlamaktadır.Ana yapının kuzeyinde bir başka kapalı mekan düşünülemeyeceğine göre, bu duvarlar ancak avluyu çevirmek üzere inşa edilmiş ihata duvarlarının kalıntıları olabilirler.
 
Kuzeye  açılan taç kapı tamamen harap olmuştur. Temele yakın kesimde halen görülebilen birkaç söğe taşı,taç kapının sade profile sahip olduğunu göstermektedir.Taç kapının iki yanındaki iki avlu mihrabından batıdaki nispeten sağlamdır.Doğudakinin yerinde ise bugün sadece bir gedik görülmektedir.
 
Harim kısmının örtüsü tamamen çökmüş olmakla birlikte,kalan izlerden örtü düzeni tahmin edilebilmektedir.Mihrabın tam karşısında yer alan taç kapı,mihrap önündeki yarım küre şekilli kubbenin altına açılmaktadır.Kubbe giriş kapısının ve mihrabın iki yanında yer alan,dikdörtgen profilli çıkıntılar arasına inşa edilmiş kemerler üzerine oturmaktadır.Mihrap önündeki mekanın kare profilinden kubbe yuvarlağına geçiş,mukarnaslı tromplar aracılığı ile sağlanmıştır.Trompların kemerleri tuğla ile örülmüştür.Mukarnas tromp dolguları taştandır.Trompların üzerine bir sıra kesme taş dizilmiş ve tuğla kubbeye geçilmiştir.
 
Kubbeli mekan, doğu ve batıda,tonozlarla örtülü iki dikdörtgen mekanla  birleşmektedir.Bu tonozların her biri birer takviye edilmiştir.Cami,dördü alt hizada ve geniş,biri de mihrap nişinin üst kısmında ve nispeten dar beş pencereden ışık almaktadır.Alt sırada sağlamca kalmış tek pencere olan mihrabın batısındaki pencere,içten,kırık kemerli bir kavsara ile örtülüdür.Açıklık  dıştan bir atkı taşı ile örtülmüştür.Diğer üç pencerenin de aynı tertipte olduğu tahmin edilmektedir.
 
Yapıdan bulunan kitabe parçaları harap ve okunmamaktadır.Benzer yapıların Artukoğulları tarafından yapıldığından hareketle caminin bir Artukoğlu eseri olduğu söylenmekte ise de caminin Eğil beylerinden Pir Bedir tarafından Miladi 1040 yıllarında inşa edildiği daha kuvvetli ihtimaldir.
 
13-Eyubiye  Cami
Eğil Kale Mahallesinde halen ibadete açık bir camiidir.Cami kemerli düz damlı bir yapıdır.Sonradan yapılan onarımlarla birçok değişikliğe uğramıştır.Eğil Mirdasi beylerinden  Eyyup bey tarafından yapılmıştır.Vakıfnamesine göre Döşemeler(Ferşikan)    Konak ve Işıkılı(Rahmanan) köylerinin gelirleri bu cami ve yanındaki medreseye vakf edilmiştir.
 
14-Tekke(Medrese)
Eğil’in  Tekke(Çarıkören) mahallesinde,Dicle Nehrinin kenarında bir düzlük üzerinde inşa edilmiştir.
 
Yapının dış duvarları düzgün sıralar teşkil eden kırma taşlarla örülmüştür. Köşeler,pencere çerçeveleri,taç kapı ve çevresi , bej renkli düzgün taşlarla kaplanmıştır.Doğu cephesinde büyük bir gedik açılmış,taç kapının kuzeyinde kalan duvarın kaplaması  sökülmüştür.Güneydeki mescidin yıkılan doğu duvarı alelusul onarılarak bu yüzde bir kapı ihdas edilmiştir.Kuzey duvarı boyunca yer alan üç hücrenin pencereleri harap olmuş, yerlerinde büyük gedikler açılmıştır.
 
Doğu cephesinde yer alan taç kapı nispeten sağlam kalabilmiştir. Kırık kemerli az derin bir niş içinde yer alan giriş aralığı bir atkı taşı ile örtülüdür.Giriş aralığının üst kısmındaki   kitabe levhası boştur.
 
Kapıdan dikdörtgen bir hola,ordan taş bir merdivenle çatıya,  başka bir kapı ile avluya çıkılmakta.Avlu tuğla bir kubbe  ile örtülüdür.Yapının toplam yedi hücresi mevcuttur.Dördü kubbeli alana açılmaktadır.Medresenin yapımı ile ilgili herhangi bir  kitabesi yoktur.Miladi 16.yüzyılda Eğil Beyleri tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir.
 
Tekke(medrese)  halihazırda Dicle Baraj gölünün suları  altında kalmıştır, su seviyesi  düştüğü zamanlarda üst sülieti görülmektedir.
 
15-Kasım Bey Kümbeti.
Şerbetin köyünün yüz metre doğusunda ufak bir tepenin üstünde büyük        ölçüde harap olmuş iki kümbet mevcuttur. Köy halkı ikisine de Kasım Bey kümbeti demektedir.Adı geçen kümbetlerden birinin,Eğil beylerinden Kasım bin Şah Mehmet Bey’e ait olduğu kesin ise de diğerinin sahibi belli değildir.Basri Konyar’ın Eğil Eski Belediye Başkanı Zülküf Karakoç’tan aktardığına göre   altı köşeli  kümbet  Kasım Bey’e  Sekizgen olan diğer kümbet de,Kasım Bey’in yeğeni Murat Bey bin İsa Bey’e aittir.
 
Kasım Bey’e ait kümbetin ;Altıgen yapısının dıştaki kesme taş kaplamalarının bir kısmı-özellikle kubbeyi örten ehramı külah üzerindekiler-sökülmüş ve köy okulunun inşaatında kullanılmıştır.Balda kan tarzından inşa edilmiş kümbetin ayakları arasındaki kırık kemerler ve iç duvarların kaplamaları henüz sağlamdır.Altıgen gövdenin yerden 0,75 m yüksekliğe kadar olan kısmı koyu gri renkli bazalt taşları ile üst kısmı da bazalt ve bej  renkli kesme taşlarla almaşık duvar düzeninde inşa edilmiştir.Ehramı külah ile gövdenin birleştiği hizada saçaktan arta kalan oyuk silmenin izleri görülmektedir.
 
Bugün kümbetin içinde mezar izine rastlanmamaktadır. Balda kan tipi kümbetlere  XV.yüzyıl ve sonralarında  rastlanmaktadır.Kasım Bey kümbetinin de Miladi  XVI.yüzyıla  tarihlemek mümkündür.   
 
Diğer sekizgen olan kümbet ise, Kasım Bey’in yeğeni Murat Bey bin İsa’ya ait olduğu düşünülmektedir.
 
Bu kümbet Kasım Bey kümbetinin 4,5 metre kuzeyinde o da çok harap bir durumdadır.Dıştaki kesme taşların tamamı, iç duvarlarda ise zeminden 2 metre yüksekliğe kadar olanlar sökülmüş  ve diğer kümbetten sökülenlerle birlikte köy okulunun inşaatında kullanılmıştır.
 
Kümbetin oturmalığı dolayısıyla mumyalığı yoktur.Temelden itibaren sekizgen  prizma şeklinde yükselen gövde, sekiz yüzlü ehramı bir külahla son bulmaktadır.Yapının içi de dışı gibi sekizgen planlıdır.
 
Dışta, yapının temelinde,koyu gri renkli bazalttan,henüz sökülmemiş bir sıra taş görülüyor.Kasım Bey Kümbeti’ni yakından hatırlatan bu durum bu kümbette de dış duvarların almaşık düzende inşa edilmiş olabileceğini hatıra getirmektedir.
 
Kümbetin herhangi bir yerinde taşçı markası,süsleme ve kitabe izine rastlanmamaktadır.Mevcut kitabe ve süslemeler,muhtemelen sökülen kesme taşlarla birlikte yok olmuştur.Kümbeti Miladi XVI.yüzyılın sonuna tarihlemek mümkündür.
 
16-“Aldır” ve diğerleri.
Yukarıda sayılan kümbetlerin yanı sıra Eğil ilçe merkezinde şu anda Adliye binası olarak kullanılan binanın kuzeydoğu ucunda 6 gen bir kümbet daha vardır.Kümbet 1960’lı yıllara kadar ayakta iken şu anda yıkılmıştır.Bu kümbetin de Eğil Beylerinden  Karakoç soyadını taşıyan ailenin  atalarından birine ait olduğu söylenmektedir.
Yine Eğil ilçe merkezinde Nebi Harun Tepesinin doğusunda “Aldır” adı ile anılan bölgede eski bir ören yeri izlerini taşıyan yüksekçe bir tepe vardır.Bu tepenin karşısında “Kalakıj”adı ile anılan mevkide eski bir ören yerinin kalıntıları vardır.Bu alanda  biri aslan başlı biri de Doğan başlı iki sütunun olduğu Eğil’in yaşlıları tarafından ifade edilmektedir.Belki de bu stunlar nedeniyledir ki bu  alana  Kıjık(Kürtçede bir çeşit kuş) Kalesi anlamında “Kalakıj”denmiştir.Ancak bu alanlarda büyük oranda tahribata uğramıştır.    
 
17-Han ve Hamamlar.


a)Şerbetin  Hanı
Eğil Diyarbakır Karayolunun kenarında Şerbetin(Kalkan) köyündedir. Köyün kuzeydoğu kenarında yer alan han,ince uzun bir mekan olan ahır kısmından ibarettir.Üzerine sonradan inşa edilen evde halen oturulmaktadır. Taç kapının yerleştirildiği kuzey cephesinin bir kısmı kesme taşlarla kaplanmıştır. Vaktiyle bütün cepheyi kaplayan kesme taşların bir kısmı zamanla dökülmüştür.Taç kapının hemen sağında görülen ve dikine düzgün bir hat teşkil eden ekleme yeri dikkat çekicidir.Bu ekleme çizgisinin sağında batıya doğru devam eden duvar,cephenin diğer kesimine nazaran daha eski bir görünüşe sahiptir.Burada taş sıraları arasına,kırma taşlarla dolgu maddeleri yerleştirilmiştir.Bu duvar,hanın batısında izleri görülebilen ve ne olduğu anlaşılmayan tonozlu meskenin(Büyük ihtimalle bir  camiinin) parçasıdır.
Taç kapı, kırık kemerli az derin bir niş şeklindedir. Bu niş içinde,basık kemerli giriş aralığının üstünde bej renkli taş bloklar üzerine kazınmış iki satırlık Osmanlıca bir kitabe vardır.Taç kapıdan kuzey-güney yönünden uzanan,beşik tonozla örtülü bir mekana girilmektedir.Güney kesiminin bir kısmı göçmüş olan bir mekanın dip duvarında,sonradan kapatılmış bir ışık menfezi görülmektedir.Mekanın doğu tarafında yan yana yedi eyvan inşa edilmiştir.Eş genişlikteki bu eyvanların dip duvarlarında,sonradan örülmüş yarım daire profilli ocaklar göze çarpmaktadır.Girişin hemen solunda eyvan hariç diğer altı eyvanın dip duvarlarına ikişer adat ışık deliği açılmıştır.Bugün örülmüş olan bu ışık delikleri,ocakların iki yanına ve duvarın yukarı kesimine yerleştirilmiştir.
Yapının cephe duvarı,taç kapısı,eyvanların başlangıç kemerleri ve eyvanları birbirinden ayıran duvarların beşik tonozlu mekana bakan yüzlerinin alt kesimleri kesme taşlarla,diğer kesimleri de kırma taşla inşa edilmiştir.Beşik tonozlu mekanın batı duvarında,kırma taşlar düzgün sıralar teşkil edecek şekilde yerleştirilmiştir.Tonoz,nispeten küçük ve düzensiz taşlarla örülmüştür.
İlk yapının bugün ayakta kalan ahır kısmından ibaret olmadığı,kuzey cephesinde izleri görülebilen duvar kalıntısından anlaşılmaktadır.Cephede,taç kapının sağında görülen ekleme çizgisi,ahırın batı duvarının daha eski bir yapıya ait olduğunu,bugün mevcut kısmının daha sonra inşa edildiğini kanıtlamaktadır.Yapının batısında halen kalıntıları görülebilen mekanın planı çıkarılmadığı için ne tip bir yapıdan kalmış olabileceği anlaşılamamaktadır.Bununla birlikte,burada daha önce var olan bir hanın yıkıldığı,bugün ayakta gördüğümüz ahır kısmının,harap olan bu hanın kalıntılarından yararlanılarak sonradan inşa edildiği tahmin edilebilir.
Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi Şerbetin Hanı taç kapısının nişi içinde giriş aralığını örten kemerin hemen üstünde,iki satırlık Osmanlıca bir inşa kitabesi mevcuttur.Yapının inşa tarihi kitabenin sol kenarına Arapça olarak yazılmıştır.Bej renkli taş üzerine kazınmış olan kitabe hayli yıpranmış durumdadır.Eldeki resimler yardımı ile okunabilen kısmı şöyledir:
1-Sa’det kanı yani Mir Kasım ki oldur Husrev-i İran (?)
..bina etti  Lala…mu’adil
2-Sürüp enva’-ı zevk ile Safalar gelüp mihmanlar andan siyeh dil.. Nida etti semadan hâtif-i gayb dedi tarihini…
Sene tis’a ve sittin ve tis’amiya 969/1561-62
Şerbetin Hanı,Eğil beylerinden Murat Bey bin İsa Bey tarafından.amcası Kasım bin Şah Mehmet Bey adına 969 hicri(Miladi 1561-62 yıllarında yılında inşa edilmiştir.Hanın büyük kısmı ayaktadır.
            
b-Biri Siya(Siyah kuyu) Yada “Kuçek” Hanı.
Eğil ilçe  merkezinin takriben  7-8 Km.batısında Diyarbakır’dan kuzey yönüne Erzurum-Trabzon yönüne giden  Kervan yolunun üzerindedir.Yanında  Siyah kuyu ve “Kuçek” adı ile bilinen iki su kuyusu vardır.Han tamamen yıkılmış vaziyettedir.  
 
c- Tekke Hamamı
Eğil’in  Tekke mahallesinde, Dicle Nehri kenarındaki “İni hasa” adı ile anılan  su kaynağının 100 metre kadar güneyindedir.Soyunma kısmı ve külhan dışındaki kesimlerin düzeni zorlukla seçilebilmektedir.Çöken kubbe ve tonozlar mekanı tamamen  doldurmuştur.doğu duvarı sağlam kalmıştır.duvar dıştan gözenekli düzgün kesme taşlarla kaplanmıştır.
Soyunma kısmının batı duvarına bitişik,neye yaradığı anlaşılmayan tonozlu bir mekan vardır.Bu tonoz içine açılan bir kapıdan soyunma kısmına girilmektedir.Bir kenarı 6 M uzunluğunda kare bir mekan olan soyunma kısmı izlerden anlaşılacağı üzere bir kubbe ila Örtülmüş.Kırma taşlarla inşa edilmiş duvarların her birinde,üçer geniş niş görülmektedir.Köşelerde,kubbe yuvarlağına geçişi sağlayan trompları çerçeveleyen kırık kemerler yontulmuş bazalt taşındandır.
Soyunma kısmının kuzey duvarındaki üç nişten ortadakinin içine açılan bir kapıdan ılıklığa geçilmektir. Bu kesimi molozlar doldurduğundan kapının yeri tayin edilememektedir. Köşelerde görülebilen pandantif izlerine bakılırsa ılıklık,birbirinden takviye kemerleri ile ayrılmış üç küçük kubbe ile örtülmüştü.Soyunma kısmı,ılıklık ve sıcaklığın oluşturduğu eksen üzerinde yer almadığından, ılıklık ile soyunma kısmının bağlantısını sağlayan kapı, batıdaki 1 numaralı  kubbe altına açılıyor olmalıydı.
Sıcaklığın dört eyvanlı bir plana sahip olduğu ana hatları ile seçilebilmektedir. Köşelerde küçük halvet hücreleri  ile klasik düzeni tekrar eden plan şemasında dikkat çeken husus,batıdaki eyvanda görülen çıkıntıdır.Hangi amaçla yapıldığı tahmin edemediğimiz bu çıkıntının izleri halen görülebilmektedir.
Doğu -batı  yönlü kırık kemerli bir tonozla örtülü olan külhan hamamın nispeten sağlam kalabilmiş tek kesimidir.Kuzey ve Güney duvarlarında açılan gediklere rağmen tonozu ayakta kalabilmiştir.
Yapı çok harap durumdadır.Verdiğimiz plan bir anlamda kroki,bir anlamda da kuramsal bir plandır.Özellikle sıcaklık ve ılıklığın düzeni kesin olarak saptanamamaktadır.
Bu hamam  da “haçvari tonozlu ve köşe hücreli “tipe dahil hamamlardandır.Boyutları mütevazi ölçülerde olmakla birlikte,mekanları dağılımı dengelidir.
Bu hamam da Dicle Baraj Gölü suları altında kalmıştır.
 
d-Deran Hamamı
Eğil ilçe merkezinde Eğil Kalesinin güneyinde kale ile Nebi Harun tepesini bir birinden ayıran vadinin içindedir.Dikdörtgen yapılı kubbeli,Kırmızı tuğladan yapılmış tarihi bir hamamdır.Suyunu “İni cer”(Aşağı çeşme yada Ermeni Çeşmesi adı ile bilinen pınar)adlı  pınardan sağlamaktadır.Eğil Kalesinden bu hamama basamaklı gizli bir geçit ile inilmektedir.Geçit molozlarla dolmuş kullanılamaz vaziyettedir.Hamam 1900’lü yılların başına kadar faal iken sonradan terk edilmiştir.Ne yazık ki bu tarihi hamamda Dicle Barajı gölünün suları altında kalmıştır.Baraj suyunun  azalması  ile zaman,zaman Sülieti göl yüzeyine çıkmaktadır.
 
e-Kale Hamamı
Hamamın kim tarafından ve hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir.Ancak 18.yüzyıla kadar faal olduğu söylenmektedir.Suyunu hamın bulunduğu naktadan en az 2-3 Km. uzaklıkta Sultan Hanım Çeşmesi ve Konak çeşmesinden aldığı bu iki su kaynağından bu hamama kadar takip edilebilen su kanaletlerinden anlaşılmaktadır.Hamam son yıllara kadar Fikri Altınöz adlı bir Eğilli vatandaş tarafından  mesken(Ev) olarak kullanılmakta iken şu anda terk edilmiş haldedir.Onarımı mümkündür.

18-Kiliseler

a-Ermeni-Süryani Kilisesi.
Eğil ilçe merkezinde Kalenin Harem kısmının hemen altında takriben  250-300 M2.lik alan üzerine kurulmuş kubbeli ve sütunlu bir yapıdır.Yapının mihrabı üzerindeki kubbe ses akustiği sağlamak üzere özel yapılmış seramik borularla  donatılmıştır.Yapının defineciler tarafından tahrip edilen Süryanice yazılmış kitabesinden yapının M.S.3.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.Kilisenin kale duvarı tarafında yüksekçe bir noktada  ağzı duvarla örtülü bir mağaranın içinde Hıristiyanlarca kutsal sayılın beş azizin mezarı vardır.Urfa kralı Abgar tarafından öldürülen Diyarbakır’ın III.Epikürsü Aday’ın da burada gömülü beş azizden biri olduğu tahmin edilmektedir.Bu mezarlardan ikisi ne yazık ki defineciler tarafından 2007 yılında açılıp tahrip edilmiştir.Kilise binası 1962 yılında yıktırılıp taşları Eğil Gündoğuran(Çapan) mahallesindeki cami binasının yenilenmesinde kullanılmıştır.
  
b-Roma Kilisesi.
Bu kilise Eğil Merkez Tekke(Çarıkören) Mahallesinin Haciyan mezrasındadır. Kilise Eğil’in Mirdasi Beyleri tarafından fethinden sonra Eğil Beyi Pir Bedir tarafından medreseye dönüştürülmüştür. Kilisenin Latin Yazısı ile yazılı Kitabesinden  bu yerin geçmişte kilise olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.Basri Konyar’ın Diyarbakır Tarihi adlı eserinde kitabenin bir fotoğrafı vardır.Kitabe halen okunabilir durumdadır.Ne yazık ki bu kilise de Dicle Barajının suları altında kalmıştır.   
                              
c-Şahveliyan Kilisesi
Bu kilise Eğil’in 15 Km. güneyindeki Yatır(Şahveliyan) Köyündedir.Kilisenin yanında Eski Şahveliyan köyü harabeleri vardır.Kilisenin duvarları ve kubbesi halen ayaktadır.Kitabesi yoktur.Ancak bu köyün eski sakinlerinin Hıristiyan Süryaniler olduğu  çevrece bilinmektedir.

ANTİK BİR KENT  (Açık Hava Müzesi) 
Hazırlayanlar:
Av. Neymetullah GÜNDÜZ
G.Seyyit CENGİZ